Filed under: Yaşam

Şaka Gibi

Ekim 20th, 2011

bundan bir tek biz Türklerin haberi yoktur eminim…

Posted in Genel, Haberler, Yaşam | No Comments »

Son Durum

Ağustos 9th, 2011

Stes, sinir, sitem, heyecan, tutku, vs.. her duyguyu yaşıyorum şu sıralar.

ve evet farkındayım yazmıyorum buraya, öyle atıp da tutmicam, yok vaktim az, çok yoğunum :) kısaca yazmıyorum ulen… şaka şaka :)

Posted in Yaşam | No Comments »

Uçaklarda Neden Su Şişesine İzin Verilmiyor?

Ocak 27th, 2011

İşte Cevabı :

Uçaklara neden şişe alınmıyor? Su deyip geçmeyin! from Ufuk Tarhan on Vimeo.

Tags: ,
Posted in Yaşam | No Comments »

Erdal Eren

Aralık 13th, 2010

Aşağıda, Savaş Ay’ın 2007 de kaleme aldığı yazıyı paylaşıyorum.

17 yaşında idam edilen Erdal Eren’in son fotoğrafı


Savaş Ay, 27 yıl önce çektiği Erdal Eren’in son fotoğrafının öyküsünü yazdı.

Savaş Ay/Takvim


Mamak Askeri Cezaevi’nde idam hükümlüsü bir gencin, Erdal Eren’in son fotoğraflarını çekmiştim yıllar önce.

Yarım saat kadar yanında kalıp, koşullar elverdiğince konuşup, yaklaşık 2 ‘makara’ fotoğraflayıp ayrılmıştım oradan.

Deklanşöre son defa basıp, parmaklıklar arasından ‘sessiz sitemsiz’ bakışını dondurduğum o günün gece yarısında gidip aldılar onu hücresinden. Teamül gereği sivile, Ulucanlar Cezaevi’ne nakledip, sabaha karşı da hükmünü infaz ettiler, astılar Erdal Eren’i.

TEK SÖZCÜK YAZAMADIM

16 saat önce karşımda duran, konuşan, sıkıntısını paylaşan, işlediği söylenen suçla ilgili bilgiler vermeye çalışan kanlı canlı o ‘çocuk’ mahkumu, devlet eliyle ipin ucunda sallanan bir ölüye döndürdüler yani.

12 Eylül ortamında Mamak Cezaevi’nde inceleme haber yapabilme ‘mucize’ iznini alan, Ankara büromuzdan Emin Çölaşan’dı. O gün için tek görevim foto muhabirliğiydi. Gazetede, ne Erdal’ın ölümü ne de diğer gözlemlerimle ilgili tek satır yazabilme şansım yoktu, sadece fotoğraflarım basılmıştı gazeteye.

SON SATIRLAR

İdamının üzerinden 2 gün geçmişti. 15 Aralık olmuştu yani. Yıl sonu geldiğinde 8-10 boş sayfası kalmış ECE ajandamın birkaç yaprağına duygularımı yazmıştım çalakalem.

Az öteye bazı bölümleri yazıyorum. 27 yıl sonraki bu yıldönümünde ilk kez sizinle paylaşmak istiyorum o satırları.

A benim canım kürkünü giy

İçimde bir kurtçuk mu, tarifsiz, adsız bir yaratık mı ya da gizli sahibim mi olduğu belirsiz bir şey var.

En olmadık zamanlarda, en olmadık şekilde çıkıveriyor karşıma.

Erdal adlı o genç çocuğu gördüğümde de böyle oldu.

Cezaevi Komutanı Raci Tetik Albay bizi onun hücresine götürürken bir teğmen fısıldadı kulağıma. “1 hafta10 gün içinde asılması kesinleşti bunun.”

YAKASI KÜRKLÜ PALTO

Hücre, dışarıdan gelen seyyar bir kabloya bağlı ampulle aydınlatılıyordu. İntihar etmesin diye almışlar bu önlemi. Üstleri geldiğinde mahkumların arkalarını dönüp yukarıya bakma kuralı varmış. O da yukarı bakıyordu. Albay, “Bize bakabilirsin Erdal” deyince döndü ve göz göze geldik.

Üzerindeki koyu gri renkli paltonun yakasında taklit bir kürk parçası vardı…

İNAT GİBİ!

İşte tam o sırada ortaya çıktı içimdeki tanımsız yaratık. Durumun böylesi hazin, yakıcı oluşuna inat yapar gibi, başımın içinde dönüp duran ne varsa hepsini çalıp, dudaklarıma sessiz bir tekerleme oturttu.

Küçücükken sokak oyunlarında ezberlediğimiz bir tekerlemeydi bu:

Kürkünü giy, kürkünü giy. A benim canım kürkünü giy.

‘YAŞIM 17…’

Emin Çölaşan çok duygulandı, kilitlendi adeta. Tek kelime edemiyor, yutkunuyordu. Kendimi tutamadım ve ben sordum birkaç soruyu.

Bir süredir kendisine gazete getirilmediğini, avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18′den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini… Vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını. Kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını söyledi.

‘ÖNCE İNSANIZ’

Bir süre sonra ayrıldık o hücreden. Saati geldiği için yemekhaneye doğru yürüdük.

Çölaşan sitemliydi:

- Adam idam edilecek sen soru soruyorsun be Savaş.

- Abi çok zorlandım ben de sorarken. Baktım sen iyice kilitlendin…

(YN: Daha sonra ünlü kitabına vereceği ismi ilk o zaman cümle içinde kullandı Emin Abi.)

O da bana tatlı sert çıkıştı:

- Oğlum unutma. Biz önce insanız, sonra gazeteciyiz.

KORKMUYORDU NETEKİM

Tokat gibi indi yüzüme bu laf. Ama hemen affettim kendimi. Erdal’ın son sözlerini, onu en son gören siviller olarak bizden başka kim nakledecekti ki? Birileri daha sonradan “Korktu, titriyordu, af diliyordu” dese, kim aksini söyleyebilecekti ki.

O fotoğraf Sezen şarkısı oldu

Erdal Eren’i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi Sezen Aksu da görmüş ve çok etkilenmiş.

Anlatırken, “Öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki… Hikayesini de okudum. Ama beni esas vuran o ‘son bakış’ fotoğrafıydı Savaş.

‘AĞIT GİBİ…’

Aysel Gürel’e gösterdim o fotoğrafı. Birlikte bir şeyler yazdık. Onno’ya verdik besteledi (Tunç). Şarkıdan çok ağıta benzedi. Yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici…” dedi. Ve işte o ağıtın sözleri.

“Bir an duruşu gibi

Ömrün gidişi gibi

Veda ederken

Aşk ateşi gibi söner iç çekişler

Amman amman yandım aman

Acı yüzler”

Kaynak : <http://www.ensonhaber.com/Gundem/98710/17-yasinda-idam-edilen-Erdal-Erenin-son-fotografi.html>

Anısına bestelenen şarkılar :

Son Bakış – Sezen Aksu

İki Çocuk – Teoman

Darbe – Mor ve Ötesi

Büyü – Grup Yorum

Kırmızı Halı – Gına

Suç – Saian Sakılta Salkım

Ankara Adı Kara – Ali Ekber Eren

Şu Metris’in Önü – Ali Asker

Tags:
Posted in Yaşam | No Comments »

CETURK – Oracle Günü 2010

Kasım 26th, 2010

p>

Bugüne kadar çok farklı konu ve teknoloji ile ilgili yaptığı ücretsiz etkinliklerle bilişim sektörünün gelişmesine katkıda bulunan CETURK etkinliklerine büyük bir hızla devam ediyor. 4 Aralık 2010 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi’nde ” CETURK – ORACLE Günü’10 ” etkinliği gerçekleştirilecek. Bugüne kadar gerçekleştirilen gerek CETURK gerekse ORACLE etkinlikleri içerisinde konu ve konuşmacılarıyla öne çıkan bu etkinliğe katılım ücretsiz olacak.

Etkinliğin konuşmacıları :

  • Türkiye’de Oracle Certified Master(OCM) sertifikasına
    sahip tek kişi olan Cem Zorba,
  • BI alanından Oracle ACED ve 2009 yılın Oracle DBA’yi unvanlarının
    sahibi ve bu ödüllere sahip Turkiye’deki tek, tüm dünyadaki en en geç uzman olan Hüsnü Şensoy,
  • 10 seneyi aşan Oracle veritabanı tecrübesine sahip olan H. Tonguç Yılmaz,
  • Özel bir bankada ORACLE DBA olarak çalışan Gökhan Karagözlü ve Talip Hakan Öztürk
  • Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
    Etkinliğe kayıt için tıklayınız.<

Tags: , ,
Posted in seminer, Yaşam | No Comments »

Şifreyi Komşuya Veren Yandı!!!

Kasım 20th, 2010

Bence çok mantıklı bir adım (Bilmeyenler için ilgili haber milliyetten geliyor). Habere göre internet şifresini (wireless şifresi oluyor) veya kablo ile komşularıyla ortak internet kullanan kişilere 1000 TL – 10.000 TL aralığında bir para cezası verilecekmiş.

İlk bakışta gayet kötü bir uygulama gibi görünse bile (özellikle bilgisayar dünyasının içinde olmayan kişiler için), daha sonra ortaya çıkabilecek çok daha büyük problemleri gidermek için bence önemli bir adım.

Örneğin, sonuna kadar güvendiğiniz, internet şifrenizi paylaştığınız komşunuz, bir siteye girip, büyüklerimize sayıp sövdüğünü düşünelim. Büyüklerimiz veya büyüklerimizin takipçileri de bu yorumu görür suç duyurusunda bulunurlar.

Savcılık Telekom’a 16.11.2010 tarihinde, saat 00:27 de, şu ip ye sahip olan kişinin adresini, telefonunu, ismini, TC Kimlik Numarasını, vs.. Bana ver der.

Telekom resmi bir yazı hazırlayıp buyur abi der ve bilgileri gönderir.

Savcılık suçluyu, dava edeceği kişiyi bulur. Kapısına bir zarf bırakır. Şu gün şu saatte adliyeye bekleniyorsunuz diye.

O gün gelene kadar, “ulan ben bu siteyi bilmiyorumki :( “, “olm benim yazı yazacak bir hesabım bile yok burda”, vs.. Şeklinde kara kara düşünürsünüz.

Sonra, bilgisayarınız kapalıyken, deli gibi yanıp sönen modemin wireless ışığını fark edersiniz. O zaman sorunun kaynağını anlarsınız. Komşunuza gidip durumu anlatırsınız.

Burada alternatif iki gidişhat var. Tahmin edersiniz:

  1. Yok komşu valla benim öyle sitelerde neyim işim olmaz.
  2. Doğrudur komşu. Ben yazdım. Adliyeye beraber gidelim o gün. Ben sorumluluğu alıyorum.

Genelde birinci şıkkın ağır bastığını düşünürsek, komşunuzla kavga ettiğinizle kalırsınız. Elinizde herhangi bir kanıt yok. Modemlerde zaten loglama gibi olaylarda yok. Kanıt arar durursunuz. Ama birşey elde edemezsiniz.

O gün gelir çatar. Hakim beyin karşısına çıkarsın. Yavrum der;

+Böyle böyle şeyler yazmışsın sen internette. Doğru mudur?
-Yalan Hekim Bey!! Pardon Hakim Bey, heyecanlandım birden.
+Nedir oğlum/kızım ispatın/kanıtın?
-Yoktur Hakim Bey. Ama bunu benim komşu yazmış. Ama o bunu kabul etmiyor.
+İnternet senin üzerine mi kayıtlı?
-Evet.
+……..
-!!?!?!?!?!?!??!?!?!!! Yusuf yusuf, çaresizlik
+……..
-!!?!?!?!?!?!??!?!?!!! Yusuf yusuf, çaresizlik

Karar: zıbırt mıbırt ücreti, avukat ücreti, manevi tazminat. İyi bir rakam olduğunu düşünebiliriz.

Bu olabilecek en iyi ihtimal ve ceza duruma göre çok az birşey bile olabilir. Ama bunu bir de bilgisayardan anlayan, biraz da psikopatça bir komşunuz olduğunu düşünerek yorumlayın. Onun basit bir yazı veya yorumda bulunduğunu değil, bir bankada açık bulup, yurtdışındaki bir hesaba 100 milyon TL aktardığını düşünün. O para, gönderilen yerden, muhtemelen geri alınamaz. Hepsini sizden tahsil edeceklerini düşünün?

Bence bunların yaşanamaz, çok uçuk durumlar olduğunu düşünmeyin. Başınıza gelirse, her ay o 29 TL’yi vermediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz. Bunu bilin.

Bana sormayın, ben zaten internetimi paylaşsamda karşı taraf kabul etmez. Çünkü, Telekomun bana verdiği bandwidth yetkisini zaten sonuna kadar kullanıyorum. Geriye pek birşeyin kaldığı söylenemez. Hoş isteler de vermem :)
Haberin tam metni :

İnternet şifresini komşusuyla paylaşanları 10 bin TL’ye varan ceza bekliyor.
Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu, internete ulaşım şifrelerinin ortak kullanılmasının güvenlik zaafiyetine yol açtığına işaret etti.
Bilişim Uzmanı Çığır İlbaş ise modem şifrelerini veya internet kablolarının başkalarıyla paylaşılmasına yaklaşık bin ile 10 bin TL ceza verildiğini kaydetti. Sağıroğlu, yaptığı açıklamada, internetin yaygınlaşmasıyla kullanıcıların farkına varmadan kullandıkları bilişim sistemlerinde açıklar oluşturabileceklerini hem de suç işleyebileceklerini söyledi

Tags: , , , ,
Posted in Haberler, internet, Yaşam | 9 Comments »

Yok Bir Şey!!

Ağustos 31st, 2010

Otobüsten inmek için, düğmeye basmak gerektiğini öğrenmeyen bu insanlardan bir bok olmaz!!!

Posted in Yaşam | 4 Comments »

10. Boyut

Ağustos 4th, 2010

10. Boyut mu o da ne olaki :)

izleyin :

Tags: , ,
Posted in Yaşam | No Comments »

Avatar – The Last Airbender 2010

Temmuz 10th, 2010

Bir avatar fanatiği olarak, görüntü ne kadar kötü olursa olsun Avatarın İngilterede gösterime giren filmini izledim. Lanet olsun izlemez olaydım.
Çizgi filmini izleyenler kesinlikle lanetliyecek. Berbat ötesi bir film olmuş. Aang (aaang dite telaffuz ediyor hayvanlar, hiç mi animesini izlemediniz filmi hazırlarken. Orjinalinde eeeng diye olması lazımdı=) )
Animedeki neşeli süper fırlama ufaklık aang gitmiş yerine; somurtkan, suratsız bir tip gelmiş. Filmin yarısına kadar izleyebildim, yarısına kadar  bir kere bile gülümsemedi.

Animedeki gibi 3 kitap halinde çıkarıcaklarmış galiba filmi de. birincisi vasattı, bir de sinemada izlemek gerekir net bir yorum için ama açıkça izlemeyebilirim.

Tags: , ,
Posted in Yaşam | No Comments »

WP TR

Haziran 25th, 2010

WordPress Türkiye bu durumdaysa vay halimize :)

Tags: ,
Posted in Haberler, internet, Yaşam | No Comments »